İşkence Suçu (TCK 94) – 2026
İşkence Suçu Nedir? TCK 94 Tam Metin
İşkence suçu tck 94, TCK’nın “Kişilere Karşı Suçlar” kısmında, “İşkence ve Eziyet” bölümünde ilk sırada düzenlenir. Türkiye’nin taraf olduğu İşkenceye Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi ve Avrupa İşkencenin Önlenmesi Sözleşmesi’nden doğan yükümlülükler doğrultusunda bağımsız bir suç olarak tanımlanmıştır.
(1) Bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında üç yıldan oniki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı beş yıldan az olamaz.
(2) Suçun; a) Çocuğa, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye ya da gebe kadına karşı, b) Avukata veya diğer kamu görevlisine karşı görevi dolayısıyla, işlenmesi hâlinde, sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(3) Fiilin cinsel yönden taciz şeklinde gerçekleşmesi hâlinde, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(4) Bu suçun işlenişine iştirak eden diğer kişiler de kamu görevlisi gibi cezalandırılır.
(5) Bu suçun ihmali davranışla işlenmesi hâlinde, verilecek cezada bu nedenle indirim yapılmaz.
(6) Bu suçtan dolayı zamanaşımı işlemez.
Özgü Fail Niteliği: Sadece Kamu Görevlisi İşleyebilir
İşkence, TCK m.94/1’in açık lafzı gereği özgü (mahsus) bir suçtur; yalnızca kamu görevlisi tarafından işlenebilir. TCK m.6/1-c’ye göre kamu görevlisi, “kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi”dir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun yerleşik içtihadına göre, kişinin kamu görevlisi olup olmadığı belirlenirken ifa ettiği görevin niteliği esas alınır; polis, jandarma, gardiyan, zabıta ve hatta askerlik görevini yapan erler dahi bu kapsamda kamu görevlisi sayılır.
Madde gerekçesinde belirtildiği üzere, işkence suçunun mağduru yalnızca suç şüphesi altındaki kişilerle sınırlı değildir; tanıklar ve hatta bir başka kamu görevlisi de bu suçun mağduru olabilir.
Kamu Görevlisi Olmayan Kişinin Sorumluluğu: TCK 40 Bağlılık Kuralı ve İstisnası
Özgü suçlarda genel kural, TCK m.40/2’de düzenlenmiştir: özel fail niteliğini (bu durumda kamu görevliliği sıfatını) taşımayan kişiler, o suçun faili olamaz; ancak azmettiren veya yardım eden sıfatıyla sorumlu tutulabilir. Bu, “bağlılık kuralı” olarak bilinir.
Ancak kanun koyucu, işkence suçuna özgü olarak bu genel kurala bilinçli bir istisna getirmiştir: TCK m.94/4 uyarınca, işkence suçunun işlenişine iştirak eden kamu görevlisi olmayan diğer kişiler de, kamu görevlisi gibi (yani fail sıfatıyla, azmettiren veya yardım eden olarak değil) cezalandırılır. Madde gerekçesinde bu düzenlemenin amacı açıkça belirtilmiştir: kamu görevlisi olmayan kişilerin, sırf bu nedenle daha hafif bir sorumluluk türü olan “yardım eden” sıfatıyla cezalandırılmalarının önüne geçmek. Bu, teknik açıdan önemli bir ayrımdır: normal şartlarda özgü suçlara iştirak eden kamu görevlisi olmayan biri yardım eden/azmettiren olarak daha az cezalandırılabilecekken, işkence suçunda bu kişi de tıpkı kamu görevlisi gibi tam sorumluluk taşır.
Zamana Yayılmış Sistematik Acı Kriteri
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun yerleşik içtihadına göre, işkenceyi oluşturan fiiller aslında çoğu zaman kasten yaralama, hakaret, tehdit veya cinsel taciz niteliği taşıyan fiillerdir; bu fiillere failin cebir uygulaması da sıklıkla eşlik eder. Ancak bu fiiller ani olarak değil, sistematik bir şekilde ve belli bir süreç içinde işlenmelidir; bu, işkenceyi diğer bağımsız suçlardan ayıran temel kriterdir.
Yargıtay’a göre bu “sistematik uygulama” ölçütü, aynı hareketin birebir tekrarlanması anlamına gelmez; farklılık gösterse dahi belli bir süreç içinde uygulanan fiiller bir bütün hâlinde insan onuruyla bağdaşmayacak surette acı, algı/irade etkilenmesi veya aşağılanmaya yol açarsa işkence oluşur. Ayrıca “Filistin askısı” veya “falakaya yatırma” gibi bazı ağır yöntemler, tekrarlanmasa bile sistematik uygulama özelliği taşıdıklarından tek seferinde dahi işkence suçunu oluşturabilir. Fiilin sistematik olup olmadığı, somut olayın özelliklerine göre hâkim tarafından takdir edilir; bu süreç birkaç saat sürebileceği gibi, günler veya haftalar boyunca da devam edebilir.
TCK 94 Nitelikli Halleri Nelerdir?
Tck 94 nitelikli halleri nelerdir sorusunun cevabı madde metninde iki fıkrada düzenlenmiştir.
m.94/1 Kadına Karşı
Temel hâlin kadına karşı işlenmesinde alt sınır 5 yıldan az olamaz.
m.94/2-a Savunmasız Mağdur
Çocuğa, kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye veya gebe kadına karşı işlenmesi: 8-15 yıl hapis.
m.94/2-b Avukat/Kamu Görevlisine Karşı
Avukata veya diğer bir kamu görevlisine görevi dolayısıyla karşı işlenmesi: 8-15 yıl hapis.
m.94/3 Cinsel Taciz Şeklinde
Fiilin cinsel yönden taciz boyutuna ulaşması: 10-15 yıl hapis. Cinsel saldırı boyutuna ulaşırsa ayrıca o suçtan da ceza verilir.

İşkence Suçunda Zamanaşımı Bulunmaması
İşkence Suçunda Zamanaşımı Bulunmaması (TCK 94/6)
İşkence suçunda zamanaşımı tck 94 6 hükmü, 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 9. maddesiyle eklenmiştir ve işkence suçunu TCK sistemindeki diğer tüm suçlardan ayıran en belirleyici özelliktir. Türk Ceza Kanunu’nda kural olarak her suç, işlendiği tarihten itibaren belirli bir dava zamanaşımı süresine tabidir; bu süre geçtikten sonra soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. İşkence suçunda ise bu genel kuralın istisnası uygulanır: zamanaşımı hiçbir şekilde işlemez.
Bu düzenlemenin arkasındaki felsefe, işkencenin uluslararası hukuktaki insanlığa karşı suç boyutuyla yakından ilişkilidir. İşkenceye Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi ve Roma Statüsü gibi uluslararası belgeler, işkencenin hiçbir istisnai durumda (savaş hâli, iç karışıklık, olağanüstü hâl) meşru gösterilemeyeceğini ve bir üst görevlinin emrinin dahi haklılık gerekçesi olamayacağını kabul eder. Zamanaşımının işlememesi, failin yıllar sonra bile hesap vermekten kaçamayacağı anlamına gelir; bu, hem mağdur açısından güçlü bir güvence hem de kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken caydırıcı bir denetim mekanizmasıdır.
Avukata Sor
İşkence, eziyet veya kötü muamele iddianız ya da bu suçlamayla karşı karşıya kaldıysanız, delillerin ve sürecin doğru yönetilmesi için birlikte değerlendirelim.
Danışmanlık ücretlidir. TBB 2025-2026 Asgari Ücret Tarifesi
İşkence vs Eziyet vs Kasten Yaralama vs Zor Kullanma Sınırının Aşılması
Uygulamada ve arama motorlarında en çok karıştırılan konu budur. Aşağıdaki tablo, bu dört kurumu Yargıtay’ın somut kriterlerine göre ayırt etmeye yardımcı olur.
96/1: Bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştiren kişi hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı iki yıl altı aydan az olamaz.
96/2: Yukarıdaki fıkra kapsamına giren fiillerin; a) Çocuğa, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye ya da gebe kadına karşı, b) Üstsoy veya altsoya, babalık veya analığa ya da eşe veya boşandığı eşe karşı, işlenmesi hâlinde, kişi hakkında üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
| Kriter | İşkence (TCK 94) | Eziyet (TCK 96) | Kasten Yaralama (TCK 86) | Zor Kullanma Sınırının Aşılması (TCK 256) |
|---|---|---|---|---|
| Fail | Yalnızca kamu görevlisi (özgü suç) | Herkes (özgü değil) | Herkes | Yalnızca zor kullanma yetkisine sahip kamu görevlisi |
| Zaman Unsuru | Sistematik, süreç içinde | Sistematik, süreç içinde | Ani, tek seferlik olabilir | Ani, somut olay sırasında |
| Ceza (Temel Hâl) | 3-12 yıl hapis | 2-5 yıl hapis | 1-3 yıl hapis | TCK m.86’daki cezalar uygulanır |
| Zamanaşımı | Yoktur | Vardır (genel süreler) | Vardır | Vardır |
| Uygulama Bağlamı | Kamusal yetkinin kötüye kullanılması, genellikle gözaltı/tutukluluk | Aile içi, özel ilişkiler dahil her ortam | Her ortam | Yalnızca görev sırasında, zor kullanma yetkisinin somut kullanımında |
Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin bir kararına göre, kendisine ve başkasına zarar vermesini önlemek amacıyla 22 dakika gibi kısa bir sürede kalorifer peteğine kelepçelenen bir gözaltındaki kişiye yönelik uygulamanın, sistematik ve maddi/manevi bütünlüğe acı verme kastıyla işlenmediği; bu nedenle hem işkence suçunu hem de (o sırada zor kullanma yetkisinin kullanılması söz konusu olmadığından) zor kullanma sınırının aşılması suçunu oluşturmadığı kabul edilmiştir. Buna karşılık Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin bir kararında, kolluğun yakalama sırasında sistematik olmayan, anlık bir şiddet uygulaması (yerdeki kişinin göğsüne tekme atma) işkence değil, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama olarak nitelendirilmiştir.
TCK m.256’nın uygulanabilmesi için failin mutlaka zor kullanma yetkisine sahip bir kamu görevlisi (örneğin polis, jandarma) olması ve bu yetkiyi somut bir olayda, görevinin gerektirdiği ölçünün dışında kullanması gerekir. İşkence suçunun oluşabilmesi için ise kamu görevlisinin zor kullanma yetkisine sahip olması şart değildir; herhangi bir kamu görevlisi, yetkisi ne olursa olsun, sistematik bir uygulamayla bu suçu işleyebilir. Zor kullanma yetkisine sahip bir kolluk görevlisinin yetki sınırlarını aşarak gerçekleştirdiği kötü muameleler sistematik bir uygulama hâlini alırsa, artık TCK m.256 değil, TCK m.94 (işkence) uygulanır.
İşkence Altında Alınan İfade: CMK 148 ve Mutlak Delil Yasağı
İşkence altında alınan ifade cmk 148 bağlamında kesin bir kural vardır. Şüphelinin ifade ve sorgu sırasındaki hakları konusunda daha fazla bilgi için ifade ve sorgu sırasında şüphelinin hakları (CMK 147) başlıklı yazımızı da inceleyebilirsiniz.
148/1: Şüphelinin ve sanığın beyanı özgür iradesine dayanmalıdır. Bunu engelleyici nitelikte kötü davranma, işkence, ilaç verme, yorma, aldatma, cebir veya tehditte bulunma, bazı araçları kullanma gibi bedensel veya ruhsal müdahaleler yapılamaz.
148/2: Kanuna aykırı bir yarar vaat edilemez. (148/3’e göre yasak yöntemlerle elde edilen ifadeler, rıza ile verilmiş olsa da delil olarak değerlendirilemez.)
Bu mutlak yasak, CMK m.217/2’deki genel kuralla da desteklenir: yüklenen suç ancak hukuka uygun şekilde elde edilmiş delillerle ispat edilebilir. İşkence altında alınan bir ifade, en ağır ve istisnasız hukuka aykırılık türlerinden biridir; Yargıtay’ın ve AİHM’in içtihatlarında bu konuda hiçbir esneklik tanınmaz. Böyle bir ifade, sanığın aleyhine hiçbir şekilde kullanılamaz; dosyadan çıkarılır ve buna dayanan diğer deliller de “zehirli ağacın meyvesi” ilkesi gereği hukuka aykırı sayılabilir.
Anayasa m.17/3 ve AİHM İçtihatları
Anayasa m.17/3’e göre “Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.” Bu güvence, AİHS m.3’teki “Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı yahut haysiyet kırıcı ceza veya muameleye tabi tutulamaz” hükmüyle ve AİHS m.15/2’deki, bu yasağın olağanüstü hâllerde dahi askıya alınamayacağı kuralıyla birebir örtüşür.
AİHM’in yerleşik içtihadına göre (Mehmet Ali Okur/Türkiye, Labita/İtalya, Salman/Türkiye kararları), kötü muamelenin AİHS m.3 kapsamına girebilmesi için asgari bir ciddiyet düzeyine ulaşması gerekir; bu düzeyin değerlendirilmesinde muamelenin süresi, fiziksel/psikolojik etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu birlikte gözetilir. AİHM’e göre, özgürlüğünden mahrum bırakılmış bir kişiye karşı, davranışı gerektirmediği hâlde fiziksel güç kullanılması, tek başına insan onuruna saldırı ve AİHS m.3 ihlali oluşturur. Bir kişinin tamamen kolluk denetimi altındayken meydana gelen her türlü yaralanma da AİHM’e göre ciddi kuşkulara yol açar ve devletin bu konuda açıklama yükümlülüğü doğar.
Somut Senaryolar
Emsal Yargıtay Kararları
Gözaltına alınan mağdura tokat atan, ardından ayrı bir koridora götürüp tahta sopayla vuran ve ısrarla yere yatmasını isteyen polis memurunun eylemi, belli bir süreç içinde gerçekleşen sistematik bir uygulama olduğundan, kasten yaralama değil işkence suçunu oluşturduğuna karar verilmiştir.
Kendisine ve başkasına zarar vermesini önlemek amacıyla 22 dakika gibi kısa bir sürede kalorifer peteğine kelepçelenen gözaltındaki kişiye yönelik uygulamanın, sistematik ve belli bir süreçte, maddi/manevi bütünlüğe acı verme kastıyla işlenmediği; bu nedenle işkence suçunun da zor kullanma sınırının aşılması suçunun da oluşmadığına karar verilmiştir.
Kolluğun yakalama esnasında yerdeki kişiye tekme atarak yaralaması olayında, fiillerin belli bir süreç içerisinde sistematik olarak gerçekleştirilmemesi nedeniyle işkence suçunun unsurlarının oluşmadığı, eylemin neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama olarak nitelendirilmesinin isabetli olduğuna karar verilmiştir.
Hudut karakolunda görev yapan bir erin, üstleri tarafından bir ay boyunca sistematik olarak dövülmesi ve hakarete uğraması sonucunda intihar etmesi olayında, askerlerin de kamu görevlisi sayıldığı ve mağdurun askerlik görevi dolayısıyla hedef alındığı gerekçesiyle, temel işkence hükmü yerine TCK m.94/2-b’deki nitelikli hâlin uygulanması gerektiğine karar verilmiştir.
5237 sayılı Kanun’da işkencenin belli bir amaçla işlenmesinin aranmadığı; kamu görevlisinin zor kullanma yetkisine sahip olmasının işkence suçunun oluşması için şart olmadığı, buna karşılık TCK m.256’daki suçun oluşabilmesi için failin mutlaka zor kullanma yetkisine sahip bir kamu görevlisi olması gerektiği vurgulanmıştır.
Antalya Ceza Avukatı
İşkence, eziyet veya kötü muamele mağduriyeti ya da bu yöndeki bir suçlama sürecinizi birlikte değerlendirelim.
Danışmanlık ücretlidir. TBB 2025-2026 Asgari Ücret Tarifesi
Sık Sorulan Sorular
İşkence suçunda zamanaşımı var mıdır (TCK 94/6)?
İşkence suçu kimler tarafından işlenebilir? Kamu görevlisi olmayan biri işkenceye katılırsa ne olur?
İşkence ve eziyet suçu arasındaki farklar nelerdir?
Kamu görevlisinin işkence suçu cezası ne kadardır?
İşkence altında alınan ifade delil olarak kullanılabilir mi (CMK 148)?
TCK 94 nitelikli halleri nelerdir?
Zor kullanma yetkisinin aşılması (TCK 256) ile işkence suçu arasındaki fark nedir?
Avukata Sor – Antalya Ceza Avukatı
İşkence suçu, eziyet veya delil hukuku sürecinize ilişkin sorularınız için Antalya ceza avukatıyla görüşün.
Danışmanlık ücretlidir. TBB 2025-2026 Asgari Ücret Tarifesi