Baba Ölmeden Mirasını İstediği Evladına Verebilir mi?
Baba ölmeden mirasını istediği evladına bırakabilir mi? sorusunun yanıtı için miras hukuku kurallarına başvurmamız gerekir. Öncelikle anne ve babaların sağken yani yaşıyorken çocuklarına mal vermesi işlemine hukukta ne dendiğini ifade etmemiz icap eder. Bu işleme “sağlar arası kazandırma” denir. Sağlar arası kazandırma ise devir, bağış, trampa ya da bir başka yolla yapılabilir.
Kanun koyucu, sağlar arası kazandırma işlemlerini Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlemiştir. Bu bakımdan, anne ve babaların yaptığı sağlar arası kazandırma işlemlerinin geçerliliği için de TBK hükümlerine müracaat edilir. Sonuçta, ana-baba ve çocuk arasında, hukuken geçerli irade beyanıyla yapılan devir işlemi geçerli kabul edilir. Şu halde;
- Hukuki olarak geçerli bir irade beyanıyla yapılması kaydıyla, baba ölmeden mirasını istediği çocuğuna bırakabilir. Fakat yapılan tasarruflar eğer mirastan mal kaçırma niteliğindeyse, bu niteliği taşıyan işlemler iptal edilebilir.
Baba Mirasını Dilediği Çocuğuna Verebilir mi?
Bu soruya çok kısa bir şekilde yanıt vermemiz gerekirse; evet, baba ölmeden mirasını dilediği çocuğuna bırakabilir. Zira anne ya da baba, mülkiyet hakkının kendilerine tanımış olduğu yetkiye dayanarak, terekesinde bulunan mallar üzerinde istedikleri gibi tasarruf etme özgürlüğüne sahiptirler. Ancak, malvarlığının bir başkasına hukuken devredilebilmesi için geçerli bir irade beyanının varlığı gerekir.
Temel bir insan hakkı olan mülkiyet, kişiye mülkiyetinde bulunan mallar üzerinde arzu ettiği gibi tasarrufta bulunma yetkisi verir. Ayrıca kişi, ölümünden sonra mallarına ne olacağı konusunda da sağken karar alabilir. Bu nedenle de mirasçı atamak veya vasiyet etmek suretiyle istediği kişi ya da kişilere mal bırakabilir. Yine mülkiyet hakkına dayanarak, hayattayken de malını bir başkasına devredebilir.
- Sağlar arası kazandırmaların düzenlendiği Türk Borçlar Kanunu, ana-baba ve çocuklar arasında geçerli bir irade beyanına dayanılarak yapılan devir işlemlerinin hukuken geçerli olduğunu belirtmektedir.
Saklı Paylı Mirasçıların Durumuna Dikkat!
Kişinin terekesi yani miras olarak intikal edecek malları üzerindeki tasarruf hakkı kanunen sınırlanmıştır. Dolayısıyla terekesinde mal varlığı üzerinde tasarrufta bulunmak isteyen bir kişi, kanunda öngörülen sınırlara riayet etmek durumundadır. Bu sınırların çizdiği alana “tasarruf edilebilir kısım” adı verilir. Dolayısıyla bu kısım üzerinde arzu edildiği gibi tasarrufta bulunulması mümkündür.
Baba, saklı paylı mirasçıların saklı pay haklarına zarar vermemek kaydıyla, malı üzerinde dilediği gibi tasarruf edebilir. Dolayısıyla anne ya da baba, saklı pay haklarına ilişmemek ve geçerli bir irade beyanına dayanarak mirasını dilediği çocuğuna bırakabilir. Son olarak, saklı pay hakkına sahip kişileri ifade ederek konumuzu noktalayalım. Saklı pay hakkına sahip kişiler şunlardır:
- Murisin altsoyu,
- Murisin sağ kalan eşi,
- Murisin ana ve babası.
İyi günler avukat bey benim babam benim haberim yokken tarlasını iki erkek kardeşime vermiş bahçe yapmış peki ölmeden tapu verirse benim rızam yok hak iddia edebilirmiyim yada tapuyu vermedi öldükten sonra yine hakkım olurmu
Merhaba, öncelikle babanızın tasarrufu sebebiyle başta saklı pay hakkınızın ihlal edilip edilmediği değerlendirilmelidir. Ardından söze konu tarlaların tapu müdürlüğü nezdindeki durumu incelenerek hangi hukuki olanakları kullanabileceğinizi belirlememiz icap eder. Dilerseniz 0(242) 242 1 242 numaralı hattımızı arayabilir; hukuk danışmanlığı hizmetimizden faydalanabilirsiniz. İyi günler dileriz.
İyi akşamlar avukat bey babam arsasını başkasına sattı ve aradan bi kaç sene sonra o arkadaş tan geri satın aldım sonra kardeşimle müşterek oldum ondan sonra başka şehirde olduğu için vekaleti bizim amca oğluna gönderdi tapuyu bana devretmek için şimdide bana miras davası açacaktır bu nasıl sonuçlanır
Merhaba Mehmet Bey, sorunuza isabetli bir yanıt verebilmemiz için somut durum hakkında daha fazla bilgi ve ayrıntıya ihtiyacımız söz konusu. Arzu ederseniz 0 (242) 242 1 242 üzerinden tarafımızla irtibat kurabilir; hukuki danışmanlık hizmetimizden faydalanabilirsiniz.
Merhabalar Avukat bey eşimin çocuklarını resmi nikahla üzerine aldım,ŞU anda aynı eşimden 2 çocuğum oldu.Mal varlığımı kendi çocuklarıma nasıl verebilirim teşekkürler saygılar.
Merhaba Mesut Bey. Sorunuzun sağlıklı bir şekilde yanıtlanabilmesi adına arzu ederseniz aile hukuku uzmanı avukatlarımızdan hukuki danışmanlık talebinde bulunabilirsiniz. İyi günler dileriz.
Merhabalar avukat bey izninizle birsey soracaktım….babam miras olarak 2 parsel 2 daire war var istediği gibi paylaşım yapmak istiyor ama ablalarım kabul etmiyor…kabul etmedikleri için bütün malvarliklarini erkeklere tapuluyor bağış olarak..vefat halinde 5 yıla kadar dava açmazlarsa bütün mallar bize kalır ama biz babamızın dediği gbi vasiyetini yerine getireceğiz…şayet dava açmazlarsa bir mi kalır yada eşit bir şekilde mi alırlar…ben 4 te 1 ini alırlar diye duydum bu doğrumu acaba teşekkürler atana babana rahmet
Merhaba,
Babanız, malvarlığını istediği gibi paylaştırmak istiyor; ancak ablalarınız bunu kabul etmiyor ve bu nedenle babanız tüm mallarını erkek çocuklarına bağışlamayı planlıyor. Türk Medeni Kanunu’na göre, altsoy (çocuklar) saklı paylı mirasçılardır ve saklı payları yasal miras paylarının yarısıdır. Bu durumda, ablalarınızın her biri, mirasın toplamının 1/8’ine denk gelen bir saklı paya sahiptir. Babanızın vefatından sonra, ablalarınız bu saklı paylarının ihlal edildiğini düşünürlerse, tenkis davası açarak haklarını talep edebilirler. Bu davayı, mirasın açılmasından itibaren 1 yıl içinde açmaları gerekmektedir. Eğer bu süre içinde dava açmazlarsa, bağışlanan mallar sizde kalır ve ablalarınız herhangi bir hak talep edemezler.
Sonuç olarak, ablalarınız dava açmazlarsa, mallar mevcut haliyle kalır ve siz babanızın vasiyetini yerine getirebilirsiniz. Ancak, dava açmaları durumunda, saklı payları oranında mirastan pay alabilirler.
İyi günler dilerim.
Merhabalar annem ölmeden kendi üzerine olan 35 dönüm zettin tarlasini abime verdi ben almayayim diye dava aça bilirmiyim annem 5 ay önce rahmetli oldu dava açsam kazanabilirmiyim
Durumunuz, muris muvazaasına dayalı dava açısından değerlendirilmeye elverişlidir. Anneniz, sağlığında 35 dönümlük zeytin tarlasını abinize devretmişse ve bu devir gerçek bir satış değil de sizden ve diğer mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla yapılmış görünüşte bir işlemse, tapu iptali ve tescil davasıyla kendi payınızı talep edebilirsiniz.
Davanın kalbinde şu soru yatar: abiniz bu tarlayı gerçekten satın alıp bedelini ödedi mi, yoksa devir aslında karşılıksız bir bağış mıydı? Abinizin o tarihte tarlanın bedelini ödeyecek maddi gücünün bulunup bulunmadığı, tapuda gösterilen bedel ile gerçek değer arasındaki fark ve devrin yapılış biçimi, mahkemenin muvazaa değerlendirmesinde esas aldığı unsurlardır. Devrin bedelsiz bir bağış olduğu ortaya konabilirse, işlem miras payınız oranında iptal edilir.
Süre yönünden de durumunuz elverişlidir. Anneniz beş ay önce vefat ettiğine ve muris muvazaası davasında uygulamada bir hak düşürücü süre aranmadığına göre, dava açma hakkınız bulunmaktadır. Kazanma ihtimaliniz, büyük ölçüde devrin gerçek bir satış mı yoksa gizli bir bağış mı olduğunun ispatına bağlı olacaktır; bu yönde deliller güçlüyse payınızı geri alma şansınız yüksektir.
Bu yanıt genel bilgilendirme amaçlı olup hukuki danışmanlık değildir.
SELAMÜNALEYKÜM AVUKAT BEY DEDEM HAYATTA VE 80 YAŞINDA AKLIDA BAŞINDA KENDİ İSTEK VE ARZUSUYLA ANNEMLERDEN HABERSİZ DAYILARIMA TARLALARI BÖLÜŞTÜRMÜŞ BİZ NAPABİLİRİZ BİZ NASIL BİR YOL İZLEMELİYİZ KIZLARIN HAKKINI NASIL ALABİLİRİZ TEŞEKKÜRLER
Öncelikle bir hususu netleştirmek gerekir: dedeniz şu an hayattaysa ve aklı başında, kendi iradesiyle hareket ediyorsa, malları üzerinde dilediği gibi tasarruf etme hakkına sahiptir. Kişi hayattayken mirasından değil, kendi malından söz edilir; bu yüzden o hayattayken bu devirlere doğrudan itiraz ederek durdurmak kural olarak mümkün olmaz. Annenizin ve diğer kızların hakları, ancak dedeniz vefat ettiğinde miras hukuku çerçevesinde doğar.
Asıl hukuki imkan, devrin niteliğinde gizlidir. Dede, kızlarından mal kaçırmak amacıyla tarlaları oğullarına (dayılarınıza) görünüşte satış gibi göstererek aslında bağışlamışsa, bu muris muvazaasıdır. Böyle bir durumda, dedeniz vefat ettiğinde anneniz ve diğer kız çocukları, muris muvazaasına dayanarak tapu iptali ve tescil davası açıp kendi miras paylarını isteyebilir. Bu davada, devirlerin gerçek bir satış mı yoksa mal kaçırma amaçlı bağış mı olduğu incelenir.
Bu nedenle şu an yapılabilecek en yararlı şey, devirlerin biçimini ve zamanlamasını takip edip belgelemektir. Devir gerçekten bedelsizse ve mal kaçırma amaçlıysa, ileride açılacak davada kızların payını geri alma ihtimali güçlüdür. Kadın-erkek mirasçı ayrımı yapılamayacağından, kızların payı erkeklerle eşittir.
Bu yanıt genel bilgilendirme amaçlı olup hukuki danışmanlık değildir.
Merhabalar. Babam üzerinde kayıtlı olan tarlaları son evladı olan bana tapusunu devretmek istiyor diğer abi ve kardeşlerim de onayı vardır. Fakat ilerde zamanlarda bana dava açıp geri alma durumları var mı
Sizin durumunuz, önceki örneklerin tersi bir konumda; siz devralan taraftasınız ve devrin sağlam olup olmayacağını soruyorsunuz. Belirleyici olan, devrin hukuki biçimi ve diğer mirasçıların konumudur.
Babanız tarlaları size gerçek bir satış yoluyla ve bedelini alarak devrederse, bu işlem sağlamdır. Ancak devir aslında bir bağış olduğu halde görünüşte satış gibi yapılırsa, ileride diğer kardeşleriniz muris muvazaası iddiasıyla tapu iptali davası açabilir. Bugün sözlü onaylarının bulunması, bu riski tümüyle ortadan kaldırmaz; çünkü rıza sözlü kaldığında, ileride fikir değiştiren bir mirasçı yine de dava açabilir.
Bu riski azaltmanın yolu, işlemi baştan sağlam kurmaktır. Devir gerçek bir bedelle yapılıp bu ödeme belgelenirse ya da diğer mirasçıların onayı ileride inkar edilemeyecek biçimde (örneğin resmi bir feragat veya miras payının devri sözleşmesi gibi) kayda geçirilirse, devrin sonradan sarsılma ihtimali önemli ölçüde azalır. Ayrıca babanızın diğer çocuklarının saklı paylarını zedeleyecek bir bağış söz konusuysa, tenkis talebi de gündeme gelebilir. Kısacası devir mümkündür, ancak kalıcılığı işlemin nasıl kurulduğuna bağlıdır.
Bu yanıt genel bilgilendirme amaçlı olup hukuki danışmanlık değildir.
merhaba benimde bir sorum olacaktı babam ölmeden bizden imza istedi biz 9 kız bir erkek olarak 10 kardeşiz biz 4 kız imza vermedik ama bişekilde babamı ikna edip kardeşim bütüm malı kendi üzerine verdirmiş babamın rızasıyla hastane raporları vesayre 10 ay sonra babam vefat ettti elimize bu evraglar ulaştı ama ben bu mirasın tamamının kardeşime verilmesine itiraz ediyorum bunun için nasıl bir yol izlemeliyim
Anlattığınız tablo, hukukta muris muvazaası (mirastan mal kaçırma) olarak bilinen duruma tipik bir örnektir. Bir kişi, mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla, aslında bağışlamak istediği taşınmazı görünüşte satış ya da başka bir işlem gibi göstererek çocuklarından birine devrederse, diğer mirasçılar bu devrin muvazaalı, yani gerçek iradeyi yansıtmayan bir işlem olduğunu ileri sürerek iptalini isteyebilir.Sizin durumunuzda babanızın, bir kısım çocuğun rızası olmadan tüm malı tek bir kardeşe geçirmesi, bu yönde güçlü bir şüphe doğurur. Açılacak dava, tapu iptali ve tescil davasıdır; burada devrin gerçek bir satış mı, yoksa mirastan mal kaçırma amaçlı bağış mı olduğu araştırılır. Devralan kardeşin taşınmazın bedelini gerçekten ödeyip ödemediği, ödeme gücünün bulunup bulunmadığı belirleyici olur.Sizin lehinize bir de zamanlama var: muris muvazaasına dayalı tapu iptali davasında, uygulamada kabul edilen bir hak düşürücü süre bulunmaz; miras payınız oranında her zaman dava açabilirsiniz. Babanızın rızasının hastalık ya da irade zayıflığı döneminde alınmış olması ihtimali varsa, ehliyetsizlik iddiası da ayrıca gündeme gelebilir. Payınıza düşen oranda hakkınızı talep etme konumunuz sağlamdır.
Bu yanıt genel bilgilendirme amaçlı olup hukuki danışmanlık değildir.
Merhabalar avukat bey, benim sorum bir babanın tek varisi oğlu olarak annemin vefatının sonrası babamın şu anda 88 yaşında olduğunu ve bir yıl öncesi malına göz diken bir bayanla bir haftalık evlilik sonrasında tekrar ayrılan. Ve bunun üstüne babamı tekrar kandırma yolunda olan değişik bir kac bayanlarla bulunması beni rahatsız etmektedir. Soruma gelince babamın şu anda evini satışa çıkartması ve satış sonrası bu bayanlar parasını alacaklar.1.sorum buna nasıl mani olabilirim? 2.sorum amcam bu konuda bana yardımcı olmak ister vederki abisini aklı melekler yaşından dolayı neyaptıgını bilmiyor yeğenim abimi kandırmaya çalışırlar neyap et bir çözüm buluruz satilmasın bir bakıcı bulur evinde kalmasını devam eder bende tek varisi olarak bunu isterim.Evini şu anda bir emlakciya vermiş satılsın diye.Not bu bayanlar yüzünden il adliyelerde mahkemeler ve karakollarda kayıtları var.
Önce net bir gerçeği söylemem gerekiyor: babanız aklı yerinde, fiil ehliyetine sahip bir birey olduğu sürece, kendi evini satmakta ve parasını dilediği gibi kullanmakta tümüyle özgürdür. Tek varisi olmanız size bu konuda bir söz ya da engelleme hakkı vermez; miras beklentisi hukuken bir hak doğurmaz, çünkü kişi hayattayken mirasından değil, kendi malından söz edilir. Bu yüzden “satışa nasıl mani olurum” sorusunun doğrudan bir cevabı, babanızın iradesi yerinde olduğu müddetçe yoktur.
Elinizdeki tek gerçek hukuki yol, ehliyet meselesidir. Eğer babanız ileri yaşı nedeniyle işlerini gördüğü kararları sağlıklı verebilecek durumda değilse, yani bir akıl zayıflığı söz konusuysa, yapılması gereken Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvurup babanızın kısıtlanmasını ve kendisine bir vasi atanmasını istemektir. Kısıtlama kararı verilirse baba artık taşınmazını tek başına satamaz; bu tür işlemler vasinin ve vesayet makamının iznine bağlanır. Böyle bir dava sırasında mahkeme, satışın önüne geçmek için geçici tedbir olarak tapuya şerh koydurabilir ya da kayyım atayabilir. Amcanız da bu süreçte hem başvuruyu destekleyen hem de babanızın durumuna tanıklık eden bir konumda olabilir.
Ancak bu yolun sınırını da açıkça bilmelisiniz: mahkeme, sırf mirasını korumak isteyen bir yakını memnun etmek için ya da yalnızca yaşı ilerlemiş diye kimseyi kısıtlamaz. Kısıtlama için babanızın irade ve muhakeme yeteneğinin gerçekten zayıfladığının, tam teşekküllü bir hastaneden alınacak sağlık kurulu raporuyla ortaya konması şarttır. 88 yaş tek başına yeterli değildir; belirleyici olan tıbbi durumdur. Şunu da ekleyeyim: babanız evi ehliyetinin zayıfladığı bir dönemde satarsa, o satışın ehliyetsizlik nedeniyle geçersizliği sonradan da dava konusu yapılabilir; ama en sağlıklısı, iş işten geçmeden kısıtlama sürecini başlatıp o raporu almaktır.
Bu yanıt genel bilgilendirme amaçlı olup hukuki danışmanlık değildir.