Direnme (Israr) Kararı ve Ceza Genel Kurulu (CMK 307/3) 2026
Direnme (Israr) Kararı Nedir? CMK 307 Genel Çerçeve
Ceza muhakemesinde bir hükmün Yargıtay ilgili dairesi tarafından bozulması üzerine, dosya yeniden davaya bakan mahkemeye gönderilir. Bu mahkemenin önünde iki seçenek vardır: ya Yargıtay’ın bozma kararına uyarak yeniden yargılama yapıp yeni bir hüküm kurar, ya da önceki kararında ısrar ederek direnme (ısrar) kararı verir. CMK m.307, bu iki olasılığı ve direnme kararının sonuçlarını düzenler.
Direnme kararı, mahkemenin Yargıtay dairesinin hukuki görüşüne katılmadığını, kendi ilk kararının doğru olduğunu düşündüğünü gösteren istisnai bir karardır. Bu mekanizma, yargı bağımsızlığı ile içtihat birliğinin dengelenmesi amacıyla tasarlanmıştır; mahkemenin direnme hakkı, aynı zamanda Ceza Genel Kurulu denetimine tabi kılınarak sınırlandırılmıştır.
Bozmaya Uyma mı, Direnme mi? Mahkemenin Seçimi (Madde 307/1)
Bölge adliye mahkemesi veya ilk derece mahkemesi, bozmaya uygun olarak yeniden inceleme ve araştırma yapıp önceki hükümde direnebilir veya bozma kararına uyarak yeni bir hüküm kurar.
Bozmaya Uyma
Mahkeme, Yargıtay dairesinin gerekçesini benimser ve bu doğrultuda yeni bir hüküm kurar; bu karara karşı yeniden temyiz yolu açıktır.
Direnme (Israr)
Mahkeme, önceki hükmünü gerekçesiyle birlikte sürdürür; bu karar temyiz edilirse inceleme doğrudan Ceza Genel Kurulu’na gider.
Aleyhe Bozma Sonrası Sanığın Beyanı Alınmadan Direnme Kararı Verilebilir mi?
Bu soru, uygulamada en sık karşılaşılan usul ihlallerinden birine işaret eder. CMK m.307/2 açık bir güvence içerir: hükmün aleyhe bozulması hâlinde, davaya yeniden bakacak mahkemece sanıktan mutlaka bozmaya karşı diyeceği sorulmalıdır; bu husus yalnızca müdafiin (avukatın) dinlenmesiyle yetinilerek atlanamaz.
Bu kural, 1412 sayılı (mülga) Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 326/2. maddesinden bu yana süregelen, savunma hakkının sınırlanamayacağı ilkesine dayanan emredici bir kuraldır. Sanığa, bozma kararında belirtilen ve aleyhine sonuç doğurabilecek hususlarda beyanda bulunma, kendisini savunma ve bu konudaki delillerini sunma imkânı tanınmalıdır. Bu imkân tanınmadan verilen bir direnme kararı, CMK m.289/1-h uyarınca savunma hakkının sınırlanması nedeniyle mutlak bozma nedeni sayılır.
Israr Edilen Önceki Hüküm Beraat Olsa Dahi Sanığın Beyanı Şarttır
Uygulamada sıkça sorulan bir başka soru, ısrar edilen önceki hükmün beraat olması hâlinde bu güvencenin uygulanıp uygulanmayacağıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun güncel ve duraksamasız içtihadına göre, bu zorunluluk beraat hükmünde direnilmesi hâlinde de geçerlidir.
Bunun gerekçesi şudur: Ceza Genel Kurulunca yapılacak inceleme sonucunda, Özel Dairenin aleyhe bozması isabetli bulunup önceki beraat hükmünün bozulması mümkündür. Bu ihtimal somut olarak var olduğundan, sanıktan aleyhe bozmaya karşı diyeceği sorulmadan beraat hükmünde direnilebileceğinin kabulü, savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurabilecektir. Bu nedenle mahkeme, “zaten beraat kararı verdim, sanık lehine bir durum var” diyerek bu usul güvencesini atlayamaz.
Avukata Sor
Davanızda bozma sonrası direnme kararı verildiyse veya verilecekse, savunma hakkınızın usulüne uygun korunup korunmadığını birlikte değerlendirelim.
Danışmanlık ücretlidir. TBB 2025-2026 Asgari Ücret Tarifesi

CMK 307/3 – Direnme Kararına Karşı Ceza Genel Kurulu İncelemesi
CMK 307/3 – Direnme Kararına Karşı Ceza Genel Kurulu İncelemesi
Israr üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen kararlara uymak mecburidir.
Bu hüküm, 1412 sayılı CMUK’un 326/3. maddesine paralel şekilde düzenlenmiştir. Yerel mahkemenin direnme kararı temyiz edildiğinde, inceleme artık bozma kararını veren Özel Daire tarafından değil, doğrudan Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından yapılır. Ceza Genel Kurulu, hem Özel Dairenin bozma gerekçesini hem de yerel mahkemenin direnme gerekçesini birlikte değerlendirerek nihai kararını verir.
Ceza Genel Kurulu Kararlarına Uyma Zorunluluğu
CMK m.307/3’ün en belirleyici sonucu, Ceza Genel Kurulu kararlarının bağlayıcılığıdır. Yerel mahkeme, Ceza Genel Kurulu’nun verdiği karara karşı ikinci kez direnme kararı veremez; bu karar kesin niteliktedir. Bu düzenleme, aynı uyuşmazlığın sonsuza kadar yerel mahkeme ile Yargıtay arasında gidip gelmesini önlemek ve içtihat birliğini nihai olarak sağlamak amacı taşır.
Ceza Genel Kurulu bozma kararı verirse, yerel mahkeme bu doğrultuda yeni bir hüküm kurmak zorundadır. Ceza Genel Kurulu, direnme kararını yerinde bulursa, bu kez hükmü onayarak dosyanın kesinleşmesini sağlar.
Cumhuriyet Savcısının Esas Hakkındaki Mütalaası Alınmadan Direnme Kararı Verilebilir mi?
Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaası alınmadan direnmeye konu hüküm kurulabilir mi sorusu, direnme yargılamasının bir diğer önemli usul güvencesiyle ilgilidir. Direnme kararına konu yargılamada da, tıpkı olağan bir duruşmada olduğu gibi, hüküm kurulmadan önce Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşünün (mütalaasının) alınması zorunludur.
Bu mütalaa alınmadan hüküm kurulması, iddia ve savunma makamlarının dengeli katılımını öngören adil yargılanma ilkesine aykırılık oluşturur. Direnme kararı, bozma sonrası yürütülen özel bir yargılama süreci olsa da, bu süreç genel yargılama usul güvencelerinden (esas hakkında mütalaa alınması, sanığın son sözünün sorulması gibi) muaf değildir.
Direnme Kararı ile HMK 373 Karıştırılmamalıdır
İnternet aramalarında “direnme kararı” veya “bozmaya uyma ve direnme” ifadeleri araştırılırken, sıklıkla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m.373 içerikleriyle karşılaşılmaktadır. Bu, önemli bir karıştırmadır: HMK m.373, hukuk (özel hukuk) yargılamasındaki bozmaya uyma veya direnme usulünü düzenler ve incelemeyi Yargıtay Hukuk Genel Kurulu yapar. Ceza yargılamasındaki direnme kararı ise tamamen ayrı bir kanunda, CMK m.307‘de düzenlenmiştir ve incelemeyi Yargıtay Ceza Genel Kurulu yapar.
| Kriter | CMK m.307 (Ceza Yargılaması) | HMK m.373 (Hukuk Yargılaması) |
|---|---|---|
| Uygulama Alanı | Ceza davaları (sanık, mağdur, savcı) | Hukuk davaları (taraflar arası uyuşmazlık) |
| İnceleme Mercii | Yargıtay Ceza Genel Kurulu | Yargıtay Hukuk Genel Kurulu |
| Ek Usul Güvencesi | Sanığın beyanı zorunlu (m.307/2) | Tarafların duruşmaya davet edilip dinlenmesi (m.373/3) |
| Kararın Bağlayıcılığı | Kesin, tekrar direnilemez | Kesin, tekrar direnilemez |
Bu iki düzenleme kavramsal olarak benzer bir mantığa (bozmaya uyma veya direnme, üst kurul incelemesi) dayansa da, farklı kanunlara ve farklı yargılama usullerine tabidir. Bir ceza davasındaki direnme kararı sürecinde HMK m.373’teki hükümlerin doğrudan uygulanması söz konusu değildir.
Somut Senaryolar
Emsal Ceza Genel Kurulu Kararı
1412 sayılı CMUK’un 326/2. maddesine göre, hükmün aleyhe bozulması hâlinde davaya yeniden bakacak mahkemece sanıktan bozmaya karşı diyeceğinin sorulması zorunlu olup müdafiin dinlenilmesiyle de yetinilemez. Aynı kural 5271 sayılı CMK’nın 307/2. maddesinde de yer almaktadır. Bu zorunluluk beraat hükmünde direnilmesi hâlinde de geçerlidir; zira Ceza Genel Kurulunca yapılacak inceleme sonucunda Özel Dairenin aleyhe bozması isabetli bulunup hükmün bozulması mümkündür.
Antalya Ceza Avukatı
Davanızda bozma sonrası direnme süreci mi yaşanıyor? Sanığın beyanı, savcının mütalaası ve usul güvencelerinin korunup korunmadığını birlikte değerlendirelim.
Danışmanlık ücretlidir. TBB 2025-2026 Asgari Ücret Tarifesi
Sık Sorulan Sorular
Direnme (ısrar) kararı nedir?
Aleyhe bozma sonrası sanığın beyanı alınmadan direnme kararı verilebilir mi?
CMK 307/3 uyarınca direnme kararına karşı inceleme nasıl yapılır?
Ceza Genel Kurulu kararlarına uymak zorunlu mudur?
Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaası alınmadan direnmeye konu hüküm kurulabilir mi?
Direnme kararı ile HMK 373’teki bozmaya uyma veya direnme aynı şey midir?
Avukata Sor – Antalya Ceza Avukatı
Bozma sonrası direnme süreciniz ve Ceza Genel Kurulu incelemesi hakkında Antalya ceza avukatıyla görüşün.
Danışmanlık ücretlidir. TBB 2025-2026 Asgari Ücret Tarifesi